|
Kaydol
Okunma: 17157
HALİFELİK YALANINA YANIT VERİYORUM(!) "Yine Mustafa Armağan Yine Yalan"" PDF Yazdır E-posta

YALAN VE ÇARPITMA!

"Hilafetin kaldırılmasını İngilizler Şart Koşmuştu" diye bir yazı kaleme alan Mustafa Armağan, sözüm ona bir de belge sunmuş: Belgeye bakın da hizaya gelin: "Üzerinde Kral V. George'un 10 Ocak 1924 günü Avam Kamarası'na yaptığı belirtilen konuşmanın Türkiye'yi ilgilendiren paragrafında 'Lozan onaylanır onaylanmaz yeni bir çağ açılacağı' söyleniyor." Yani burada geçen YENİ BİR ÇAĞ AÇILMASI ifadesini Mustafa Armağan, "İngilizlerin Türkiye'ye Halifeğilin kaldırılmasını şart koştukları" şeklinde yorumlamış. Dahası belgenin orjinalini de tamamen çarpıtmış, Yani gözlerimizin içine bakarak tarihsel gerçekleri ÇARPITMIŞ ve YALAN YAZMIŞ... Orjinal belgeyi çarpıtması bir yana, "Lozan onaylanır onaylanmaz yeni bir çağ açılacağı" ifadesinden "Türkiye'de halifeliğin kaldırılmasının" kastedildiğini çıkardığına göre Mustafa Armağan bir medyum olsa gerek!...

Benin yanıtımı okumadan önce lütfen bir doktora öğrencisinin Mustafa Armağan'ın bu yalanına verdiği şu mükemmel yanıtı okuyunuz. (çakma tarihci mustafa armagan kotu yakalandı)

Şimdi de gelin Mustafa Armağan'ın bu yazısında dile getirdiği o klasik Cumhuriyet Tarihi yalanına; (İngilizler Halifelikten Korkuyordu! Bu Nedenle Halifeliğin Kaldırılmasını Çok İstiyordu!) yanıt verelim.

İNGİLİZLER HALİFELİKTEN KORKUYOR YALANI

En büyük Cumhuriyet tarihi yalanlarından biri İngilizlerin halifelikten korktukları ve ne yapıp edip halifelikten kurtulmak istedikleri şeklinindedir. Hiçbir bilimsel temeli olmayan, tamamen düz siyasal İslamcı mantığı önermesi olan bu tez, Atatürk'ün genç Cumhuriyeti'ni "dinsiz" ve "İngiliz işbirlikçisi" göstermek için kurgulanmış yalan ve aslında komik bir tezdir. Çünkü 1920'lerde İngilizlerin Hilafetten korkmalarını gerektirecek hiçbir durum yoktur. Birincisi İngilizler, 1914-1918 arasındaki I. Dünya Savaşı'nda HALİFELİĞİN Osmanlı adına hiçbir işe yaramadığını çok iyi görmüştür. İkincisi 1918-1922 arasında HALİFE zaten İngilizlerin kontrolündedir. Üçüncüsü Halifelik var olduğu ve İngilizler Halifeyi kontrol ettikleri sürece HALİFELİK Müslümanlardan çok, milyonlarca Müslümanın yaşadığı sömürgelere sahip olan İngilizlere yarayacaktır.

İNGİLİZLER, HALİFELİĞİN KALDIRILMASINI İSTEMİYORDU

Cumhuriyet tarihi yalancılarının iddialarının aksine, o günlerde aklı başına İngilizler "Hilafetin kaldırılmasını" hiç istemiyorlardı. Bu nedenle Hilafetin kaldırılması gündeme gelince Hint Müslümanı görünümünde, ama gerçekte İngiliz ajanı iki kişiye (Emir Ali ve Ağa Han) Başbakan İsmet Paşa'ya gönderilmek üzere HİLAFETİN KALDIRILMAMASINI İSTEYEN bir mektup yazdırmışlardı.

İngilizlerin planı: Kurtuluş Savaşı'nın ardından firari padişah VAHDETTİN'e sahip çıkarak, onun HALİFELİK YETKİLERİNİ kullanıp, İngiltere'ye karşı ayaklanmış olan MISIR ve HİNT MÜSLÜMANLARINININ isyanlarını önlemekti. Ayrıca Halifeliğin kontrol ettikleri ve Osmanlıya karşı kullandıkları Araplara geçmesini de düşünüyorlardı. Bir işbirlikçi, kukla Arap halife planları da vardı. İngilizler, "HALİFE ve HALİFELİK ARTIK BİZDE" veya "Araplar eliyle bizim kontrolümüzde",  propagandası yaparak kendilerine başkaldıran Müslümanların, özellikle de HİNT MÜSLÜMANLARININ başkaldırılarını engellemeyi amaçlıyordu. ANCAK İNGİLİZLERİN BU OYUNLARINI ATATÜRK BOZMUŞTUR. Atatürk, VAHDETTİN İngilizlere sığınıp yurt dışına kaçar kaçmaz, İngilizlerin, Vahdettin'in HALİFELİK YETKİLERİNİ KULLANACAKLARINI anlayarak hemen yeni bir halife seçtirip (ABDÜLMECİT EFENDİ) Vahdettin'in halifelik yetkilerini o yeni halifeye verdirmiştir. Böylece İngilizlerin Vahdettin'in halifelik yetkilerini kullanarak İslam dünyasındaki bağımsızlık ateşlerini SÖNDÜRMELERİNİ engellemek istemiştir. Vahdettin'in halifelik yetkilerini kaybetmesi üzerine İngilizler de VAHDETTİN'e tekmeyi yapıştırmışlardır. Böylece firari padişahın sefaleti de başlamıştır.

ATATÜRK/TBMM, hem İngilizlerce HALİFELİĞİN istismarını önlemek, hem de Cumhuriyet karşıtlarının HALİFELİK etrafında toplanıp rejim düşmanlığı yapmalarının önüne geçmek için 3 Mart 1924'te HALİFELİĞİ kaldırmıştır.

Üstelik TBMM/Atatürk halifeliği kaldırırken "Halifelik TBMM'nin manevi şahsında saklıdır" diye "yorumlanan" bir kanun maddesiyle kaldırmıştır.(Bu konudaki yorumlar için Meclis Zabıt Ceridelerine bakınız). Kanun no: 431: Madde 1."Halife hal'edilmiştir. Hilafet, hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç/saklı olduğundan hilafet mülgadır.".Birçok yerde belirtiğim gibi bu maddedeki "inceliğin" Atatürk'ün stratejik mantığının bir ürünü olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Böylece Atatürk ve TBMM, hem İngilizler başta olmak üzere emperyalist ülkelerin "kaldırılmış halifeliği" yeniden canlandırıp istismar etmelerini önlemek istemiş, hem de içerideki Halifelik yanlılarının tepkilerinin önüne geçmeyi amaçlamıştır.(1)

Halifeliğin kaldırılması İSLAM DÜNYASINDA dişe dokunur HİÇBİR OLUMSUZLUĞA YOL AÇMADIĞI GİBİ, HİÇ BİR İSLAM ÜLKESİ DE HALİFELİĞE SAHİP ÇIKMAMIŞTIR. DAHASI İSLAM ÜLKELERİNDEKİ BAZI MÜSLÜMAN KANAAT ÖNDERLERİ ATATÜRK'ÜN HALİFE OLMASINI İSTEMİŞTİR. Atatürk bu teklifi, "Türkiye gibi bütün İslam ülkeleri bağımsız olmadıkça Halifeliğin İslam dünyasının hiçbir işine yaramayacağını" belirterek geri çevirmiştir. Aslında 20. yüzyılda Halifelik Müslümanlardan çok Müslümanları sömürenlerin işine yaramıştır. Bilindiği gibi Osmanlı, I. Dünya Savaşı'nda HALİFELİĞİ kullanıp cihat ilan etmiş, ancak dünya Müslümanları bu cihat çağrısına olumlu cevap vermedikleri gibi ARAP ve HİNT MÜSLÜMANLAR İNGİLİZLERİN YANINDA OSMANLI'YA KARŞI SAVAŞMIŞTIR.

Ayrıca zannedildiği gibi "Halifelik" İslami bir gereklilik de değildir. Dört halifenin sonuncusundan itibaren halifelik bir oyuncağa dönüşmüştür. İslam dünyasında aynı anda birkaç halife hüküm sürmüştür. Osmanlı Devleti de Halifeliğin gücünü neredeyse hiç bir dönemde kullanmış değildir. Bu konuda yazılanların tamamı hamasetten başka bir anlam ifade etmez.

EMPERYALİZM HER ZAMAN PADİŞAHLAR, HALİFELER, DİKTATÖRLER İSTER

ŞURASI UNUTULMASIN Kİ: Emperyalizm "bir milleti" kontrol etmektense, adı sultan, padişah, kral, diktatör veya halife olan "bir adamı" kontrol etmenin çok daha kolay olduğunu bilir. Bu nedenle "ulusal egemenliğe", "milli iradeye", "cumhuriyete" karşıdır. Emperyalizm her zaman kendi kuklası durumunda padişahlar/ halifeler ister. Nitekim bugün bile emperyalizmin güdümündeki İslam dünyasında kukla diktatörler vardır. Emperyalizm Kurtuluş Savaşı sırasında padişaha/halifeye sahip çıkmış, onu kullanarak Atatürk'ün etrafında gelişen milli iradeyi yok etmek için çok uğraşmıştır. Dahası emperyalizm Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Lozan Antlaşması görüşmelerine bile Osmanlı Padişahının temsilcilerini çağırarak onlarla muhatap olmak istemiştir. Ancak ATATÜRK, KURTULUŞ SAVAŞI ile ANADOLU YAYLASINA GÖMDÜĞÜ EMPERYALİZMİN BİR DAHA TÜRKİYE ÜZERİNDE ETKİLİ OLAMAMASI İÇİN, EMPERYALİZMİN KUKLASI DURUMUNDAKİ PADİŞAHLIK/HALİFELİK GİBİ "TEK ADAM" İDARELERİNE SON VERMİŞ, CUMHURİYETİ İLAN EDEREK YÖNETİMİ MİLLETE VERMİŞTİR. Özellikle İngilizler bu duruma çok üzülmüştür. İrlanda'da M. Kolins'e ve İran da Rıza Şah'a Cumhuriyeti ilan ettirmeyen İngilizler, Türkiye'de Atatürk'ün cumhuriyeti ilan etmesini engelleyememişlerdir. Üstelik Atatürk, adeta emperyalizmden intikam alırcasına Cumhuriyeti özellikle 29 Ekim'de ilan etmiştir. Böylece 30 Ekim'de İngilizlerle imzalanmış olan Mondros Ateşkes Antlaşaması'nın bir anlamda intikamını almıştır.

EMPERYALİZMİN EN BÜYÜK HAYALİ

Emperyalizmin hayali Türkiye'nin eskiden olduğu gibi yine padişahlar/halifeler tarafından yönetilmesiydi. Çünkü onlar -daha önce de ifade ettiğim gibi- bir milleti kontrol etmektense bir adamı kontrol etmenin çok daha kolay olduğunu biliyorlardı... Nietkim Osmanlı'nın son yüzeli yılında bu durumdan çok ustaca yararlanıp Osmanlı'yı bir sömürge haline getirmişlerdi.

Türkiye dışında bütün Arap-İslam ülkelerinin bugün bile emperyalizmin güdümündeki "diktatörlerce" yönetilmesinin alameti farikası işte buradadır...

____________________

1) Bu paragraf-bazı kesimlerce çarpıtıldığı için- sonradan genişletilmiştir, daha da açılmıştır.

Sinan MEYDAN

3 Mart 2012

 

 

Yorumlar  

 
-5 #18 mehmetbey 03-08-2013 02:16
Alıntılandı haticeB:
Mustafa hocaya atıfda bulunarak gerçek tarihimizi anlatmadığınızı düşünüyorum.Siz de gerçekleri biliyorsunuz fakat işinize hangisi geliyorsa ona göre bir tarih yalanını söyleyip insanları kandırma peşindesiniz. Şuan ki türkiye zaten gerçek tarihi gün yüzüne çıkarıyor, neden ört pas ediyorsunuz ki ? Artvinli olduğunuz için koyu bir koministsiniz istediğiniz kadar anlatın sizi dinlemiyoruz !!!
Saygılarımızla

umrumuzda değil zaten hatice hanım dnlemeyin,hiçbi rşey gün yüzüne çıkmayacak çünkü çıkcak bişey yok,atatürkün gizlisi olsaydı MENDERES yerine kendi koruma kanununu çıkarırdı ama yapmadı,bu zaten sizin iftiralarınızın başınızı çok ağrıtacağını gösteriyor
Alıntı
 
 
+4 #17 Şahin 08-05-2013 16:11
Alıntılandı haticeB:
Mustafa hocaya atıfda bulunarak gerçek tarihimizi anlatmadığınızı düşünüyorum.Siz de gerçekleri biliyorsunuz fakat işinize hangisi geliyorsa ona göre bir tarih yalanını söyleyip insanları kandırma peşindesiniz. Şuan ki türkiye zaten gerçek tarihi gün yüzüne çıkarıyor, neden ört pas ediyorsunuz ki ? Artvinli olduğunuz için koyu bir koministsiniz istediğiniz kadar anlatın sizi dinlemiyoruz !!!
Saygılarımızla

Akıl fukarası arkadaşım,önce yazılanları okuyup araştırma yapıp mantığınızla sonuca ulaşmanızı beklerdim ama sonra baktım ki Artvinli olduğunuz için komunistsiniz lafına..Şekilcilikten,i nsanları bi şekle sokmaktan vazgeçin,Allah akıl fikir vermiş kullanın diye..
Alıntı
 
 
+8 #16 Canmehmet 09-11-2012 15:12
Araştırmacılara bir hediyemiz daha var.
Bilindiği gibi Fransızlar, İngilizleri Hindistan'da zorlamak ve Hindistan'da kaybettiklerini n telafi için 1798 yılında Mısır'ı işgal ederler. Bu işgal döneminde; "...g9nvb1799 yılında Napolyon açık bir şekilde Müslüman olur...." Nedeni, Halife olmak istemesidir. "Napolyon’un Araplarla arasındaki temsilcisi olan Lascaris’in günlükleri, 1880 yılında Halep’te keşfedilie ve günlükler Fransız Hükümetince satın alınır. Kaynak;Wilfred S. Blunt
Alıntı
 
 
+4 #15 Canmehmet 09-11-2012 13:12
Hilafet konusunda İngilizlerin bakışını öğrenmek isteyen meraklılar; 1882 yılında bir İngiliz Diplomat tarafından yazılmış aşağıdaki eseri okumalıdır. Görülecektir ki, İngilizler bu tezgahı uzun yıllar evvel kurmuşlardır.Kitap; "İslam’ın Gelecegi" -15 Ocak 1882- Wilfred S. Blunt. Kitaptan;"Gün gelip de Abdülhamit tahttan indiğinde veya öldüğünde Osmanlı Hilafetine karşı bir harekete karar verilecektir." (S.53)
Alıntı
 
 
+4 #14 ahmet bosca 01-11-2012 07:56
Merhaba Sinan Bey,
Öncelikle yazınızın başında Armağan'ı kötü yakalayan yazı linkini yayınladığınız gibi Armağan'ın yazısını da yayınlamanızı beklerdim. Böylece Armağan ve sizin yazınızı karşılaştırabil iriz. Neyseki google var da bulabiliyoruz.
İkincisi içerisinde herhangi bir kötü söz içermemesine rağmen bazı yorumlarım yayınlanmıyor.
Gelelim yazınıza. Armağan'ın yazısında bulunan tüm güçlü ipuçlarını görmezden gelerek bir belgeden yola çıkarak yapmış olduğu hatayı dile getirmişsiniz. Bu belge ile halifelik-Lozan bağlantısının yanlış olduğunu söylemişsiniz. Bu yönde bende sizinle aynı fikirdeyim.
Fakat bunun dışında yazıda aşağıdaki konu başlıkları da geçmektedir:
  • Hakan Özoğlu'nun ABD arşivlerinde bulduğu rapor

  • Kazım Karabekir'in notları

  • Lozan'ın halifelik kaldırıldıktan sonra İngiltere tarafından onaylanması

Bu konularda ne düşünüyorsunuz?
Alıntı
 
 
-2 #13 saim 04-09-2012 20:38
Eline beynine saglık degerli kar.deşim.Bunları tv'den genç beyinlere heyecanla ve açıklıkla anlattıgın için .çok teşşekkür ediyorum
Alıntı
 
 
+3 #12 MehmetT 07-08-2012 14:09
Sizin gibiler oldukça vatan hainleri sesini çıkaramaz. Elinize, yüreğinize sağlık Sinan Meydan.
Alıntı
 
 
+3 #11 mahmut kaptan 06-05-2012 08:57
haticeB ve akif... sizin gibilerin halen var olduğunu bilmek ne kadar üzücü ! elinize sağlık Sinan Meydan kaleminize kuvvet..
Alıntı
 
 
+12 #10 Armağan Üreten 07-04-2012 22:36
Sinan bey,

Öncelikle yeni kitabınız iki ciltlik AKL-I KEMAL için teşekkürlerimi sunarım. İlk cildini bitirdim, ikinci cildine de yeni başladım. Hayırlı uğurlu olsun. Karşı Devrimin silahşörlerine karşı, tarihi çarpıtmaya çalışanlara karşı gösterdiğiniz hassaiyet için sizi tebrik ederim. Kitaplarınız, bu tip ulusal omurgası kırık kişilere karşı bizlere mücadele gücü veriyor. Her zaman yanınızdayız. Yolunuz açık, kaleminiz doğrulardan yana olsun. Son olarak şunu belirtmek isterim ki, resmi tarih, gizli tarih, öteki tarih yoktur. Tarih tektir. Ve gerçekler balçıkla sıvanmaz, güneşin sıvanamadığı gibi.
Esenlikle kalın.
Alıntı
 
 
+7 #9 ismet sönmez 04-04-2012 15:38
Bunlara inananlar aptaldır beyinsizdir okuma yazma anlama özürlüdür... İlk olarak ingilizler bu devrim i engellemek için çeşitli dümenler kurmamışlarmıyd ı ? Said molla isyanı. Çerkez ethem ve kardeşi. Konya isyanı... Hükümet değiştirme oyunları. Mustafa kemal i ve meclis i istanbul a çağırma ve halifelik teklifleri. ingilizlerin telgraf konrolünü ele almaları.... Say say bitmez önce beyinsiz insanlar yaratıp arkasından böyle yalanları empoze etmeye çalışmaları beklenen olaydır zaten... 1976 lar'da iran'da bu ve bunlar gibi olayları yaptılar... Böyle şeyleri okudukça sinirim kin'e dönüşüyor!!
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Motorcular.com

mini2017kontrol0001881