|
Kaydol
Okunma: 2523
Emre Kongar, CUMHURİYET GAZETESİ PDF Yazdır E-posta

Egemenlerin Tarih ve İdeoloji Saptırması

"(Yakın tarihi) bu tür bilinçli saptırmalara karşı en önemli yapıt, Turgut Özakman tarafından “Vahidettin, M. Kemal ve Milli Mücadele - yalanlar, yanlışlar, yutturmacalar” adıyla yazıldı ve Bilgi Yayınevi tarafından yayımlandı.

Bir başka önemli yapıt, Sinan Meydan tarafından yazılan ve İnkilap Yayınevi tarafından basılmış olan “Cumhuriyet Tarihi Yalanları”dır. Bunlar hem “Resmi tarihin” eksik bıraktığı yerleri tamamlayan hem de yeni alternatif uydurma tarihin saptırmalarını sergileyen kitaplardır.

Alev Coşkun’un yeni kitabı “Devrimin İlk Karşıtları” da bu bağlamda çok önemli bir yapıttır.Endüstri Devrimi sonrası oluşan çağdaş dünyada, Batı Âlemi’nin gelişmesi ve dünya egemenliği, azgelişmiş ülkelerde çeşitli sonuçlar doğurdu."

Birinci sonuç, din-tarım imparatorluklarının mirasından kurtulamamış ya da bu mirastan bile mahrum olan azgelişmiş ülkelerin daha yoğun bir sömürgeleştirilme sürecine muhatap olmalarıydı

İkinci sonuç, Batı modeli değişimin, tüm dünyada evrensel bir model haline gelmesi ve azgelişmiş ülkelerin de bundan etkilenmesiydi.

Bu sürecin parçası olarak dünya pazarlarının paylaşım kavgası olan Birinci Dünya Savaşı sonrasında yeni düzenin temelleri atılırken sadece Türkiye Cumhuriyeti, ikinci sonucu, yani Batı egemenliğine karşı, yine Batı modelinden esinlenen, sömürgeleştirilmeye karşı bir direnişin doğurduğu çağdaş devlet modelini hayata geçirdi.

Bu açıdan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve gelişmesi, tarihsel, toplumsal, siyasal ve ideolojik incelemeler için bulunmaz bir örnek ve bir laboratuvar niteliği kazandı.

Elbette Batı sömürgeciliği, kendisine, yine kendisinin sahip olduğu laiklik, demokrasi, insan hakları, bağımsızlık gibi değerlerle karşı çıkan ve bunu başaran Türkiye Cumhuriyeti modeline kayıtsız kalamazdı.

Böylece Türkiye Cumhuriyeti ve onun temelinde yatan Kurtuluş Savaşı ile Atatürk Devrimleri, hem iç dinamik hem de dış dinamik öğelerinin diyalektik direnişiyle karşı karşıya kaldı.

Osmanlı’da bir “değişme dönemi” olarak başlayan Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bir “kuruluş dönemi” niteliği kazandı ve hem iç dinamik hem de dış dinamik öğelerinin etkileşimiyle kendi diyalektiği olan “değişme ideolojisini” yarattı.

Dış dinamik öğeleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin Batı’ya karşı bağımsızlık, laiklik, demokratiklik gibi Batı değerlerini kullanarak emperyalizme başkaldırmanın başarılı örneği olmasını engellemek için, bunların karşıtı olan dinci, geleneksel ve muhafazakâr değerleri “demokratiklik” maskesiyle geliştirdi ve bağımsızlık ile laikliği kötüledi:

Türkiye’ye de Huntington’un ideolojik ve siyasal öncülüğünü yaptığı “Ilımlı İslam” modeli biçildi.

Bu arada içerdeki “gelenekçi-liberal” öğeler de Cumhuriyet’in “kuruluş dönemi” ideolojisine karşı direnişini sürdürdü ve dış dinamik öğeleriyle birlikte çağdaş yeni Türkiye’nin Ilımlı İslam’a doğru “değişme ideoloji” haline geldi.

İşte 2002’de başlayan AKP iktidarı bu geriye doğru “değişme ideolojisinin” kurumlaşma aşamasıdır ve artık yeni bir toplum yapısının “kuruluş dönemi” başlamıştır.

Bu yapı içinde bir yandan devlet yeniden düzenlenirken öte yandan da toplum, yargı ve eğitim yoluyla yeniden üretilmeye başlamıştır.

İşte bu “yeniden üretim” yeni kavramlara, yeni bir tarih ve yeni bir ideoloji yapısına dayandırılmak isteniyordu:

Yeni ideoloji “İkinci Cumhuriyetçilik” ve “Ilımlı İslam” adları altında, üzerine “demokrasi”(!) maskesi geçirilerek topluma empoze edildi.

Bu yeni ideolojinin nasıl ve neden yanlış olduğu ve nelere yol açtığı Zülâl Kalkandelen’in “İkinci Cumhuriyetçiliğin Temelleri” kitabında anlatılmıştır.

Yeni bir tarih ise gerçeklerin, “Resmi tarih yalandır, saptırmadır” sloganı ile üretilen alternatif tarih anlayışı ile uygulamaya kondu.

Buna göre, örneğin, 31 Mart ayaklanması siyasal ve toplumsal bir irtica olayı değil, basit bir askeri isyandı…

Kurtuluş Savaşı’nı başlatan, Mustafa Kemal değil, Padişah Vahdettin’di…

Kurtuluş Savaşı ise emperyalizme karşı yapılmamıştı, sadece bir Türk-Yunan savaşıydı…

Zaten Mustafa Kemal Atatürk de bir İngiliz ajanıydı(!).

Bu tür bilinçli saptırmalara karşı en önemli yapıt, Turgut Özakman tarafından “Vahidettin, M. Kemal ve Milli Mücadele - yalanlar, yanlışlar, yutturmacalar” adıyla yazıldı ve Bilgi Yayınevi tarafından yayımlandı.

Bir başka önemli yapıt, Sinan Meydan tarafından yazılan ve İnkilap Yayınevi tarafından basılmış olan “Cumhuriyet Tarihi Yalanları”dır.

Bunlar hem “Resmi tarihin” eksik bıraktığı yerleri tamamlayan hem de yeni alternatif uydurma tarihin saptırmalarını sergileyen kitaplardır.

Alev Coşkun’un yeni kitabı “Devrimin İlk Karşıtları” da bu bağlamda çok önemli bir yapıttır.

Türkiye’deki çağdaşlaşma çabalarıyla buna karşı direnenlerin tarihsel çözümlemesini yapmakta ve 31 Mart olayını mercek altına almaktadır.

Kitabın en önemli özelliklerinden biri, yerli ve yabancı kaynaklara yaptığı göndermelerle sadece bu olayın gerçek niteliğini değil, gerçeklerin hangi amaçlarla kimler tarafından nasıl saptırıldığını da okura aktarmasıdır.
Prof. Dr. Emre Kongar, Cumhuriyet gazetesi, 16 Haziran 2012.

 

 

Motorcular.com

mini2017kontrol0001881