|
Kaydol
Okunma: 2478
Ali Dağlar, HÜRRİYET GAZETESİ PDF Yazdır E-posta

Akl-ı Kemal

Akl-ı Kemal

TARİH araştırmacısı Sinan Meydan, Atatürk ve Cumhuriyet dönemi projelerini 10 yıllık bir araştırma sonunda “Akl-ı Kemal-Atatürk’ün Akıllı Projeleri” adıyla 4 ciltlik kitap haline getirdi.

Çalışmalarında daha çok Atatürk ve Cumhuriyet tarihimizle ilgili yanlış bilinenler ve bilinmeyenlere odaklanan Meydan, büyük kurtarıcıyı “mit” olmaktan çıkartıp, yeni Türkiye için yol gösterecek kurucu aklını ve projelerini anlatma çabasında. Atatürk’ün bitmiş, yarım kalan ya da hayata geçmemiş projelerini ilk kez gün ışığına çıkardığı detaylarla ele alan Meydan, Akl-ı Kemal’in Türkiye ve üçüncü dünya ülkeleri için “Kurtuluşun reçetesi” olduğunu vurguluyor.
Akl-ı Kemal’in ürünleri arasında Yeşil Cennet’ten, Türk Rönesansı’nın öncü figürleri Köy Enstitülerinden Halkevlerine, içinde hayvan mezarlığı da bulunan İdeal Cumhuriyet Köyü’nden Atatürk Modeli Fabrika’ya, İnsanlık Gölü’nden, Uzay Sanayii’ne, Yarasa Uçak’tan Rüzgar Tüneli’ne şaşırtıcı pek çok proje var.

NEDEN AKL-I KEMAL? TÜRKÇE ANLATTIM, ANLAMADILAR

Atatürk ve Cumhuriyetimizin bilinmeyen ya da yanlış bilinen tarihine dair araştırmalarıyla tanınan Sinan Meydan İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü mezunu. “Atatürk, Ön-Türk Tarihi ve Yakın Tarih” çalışmalarını sürdüren yazarla 4 ciltlik 15. kitabı üzerine konuştuk, ardından bir “külliyat” hacmindeki çalışmasından akıllı projeler derledik. Akl-ı Kemal’i şöyle açıklıyor:
“Bu Arapça tamlamayla kastettiğim Mustafa Kemal Atatürk’tür. Çünkü hem O’nun aklı kemale ermiştir; yani olgunlaşmış, mükemmelleşmiş bir akla sahiptir, hem de adı Kemal’dir. Bugünlerin Atatürk karşıtı Arapçılarına, onların anlayacağı dille seslenmek istedim. Onlara aklıselimle hareket eden Mustafa Kemal’in neler başardığını,  Akl-ı Kemal’i anlatmak istedim! Türkçe anlattım anlamadılar, Arapça anlatırsam belki anlarlar diye düşündüm!.. Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün akılla planladığı projelerin belli bir sistematik içinde düşünceden uygulamaya geçirilmesiyle kurulmuştur. Cumhuriyet mucizesinin sırrını çözmek için öncesiyle ve sonrasıyla ‘Atatürk’ün Akıllı Projeleri’ni bilmek gerekir.

ATATÜRKSÜZ BİR TARİH YAZMAYA ÇALIŞIYORLAR

Atatürk üzerine yaklaşık 20 yıldır çalışan Meydan, Akl-ı Kemal fikrinin 10 yıldan eski olduğunu yazım aşamasının 2 yıldır sürdüğünü söylüyor ve devam ediyor.
“Paradigmalar değişiyor son günlerde, tarih yeniden yazılıyor. Bu tarih yeniden yazılırken bir haksızlık yapılıyor. Yeniden tarihi yazan arkadaşlar, Atatürksüz bir tarih yazma kaygısı içinde. Ben de bu süreçte 12 Eylül’ün o tören Atatürkçülüğü ya da Atilla İlhan’ın deyimiyle ‘gardırop Atatürkçülüğü’, içi boş Atatürkçülük yerine, ayakları yere basan, içi dolu, onun aklını, projelerini, uygulamalarını ön plana çıkaran gerçek Atatürk’ü anlatma kaygısıyla yazıyorum. Atatürk bu milleti iki kere kurtarmıştır. İlk kurtuluş; akılla, silahla, imanla, cesaretle kazandığı Kurtuluş Savaşı, ikinci kurtuluş ise; yine akılla, kalemle, bilgiyle, azimle kazandığı Uygarlık Savaşı’dır.

KURUCU AKLI ANLATABİLİRSEK, ATATÜRK’E SALDIRILAR DURUR

2000’li yılların başından itibaren Büyük Ortadoğu Projesi’nin gündeme gelmesiyle birlikte, ulus-devlet sorgulanmaya başladıktan sonra Türk ulus-devletinin kurucusu Atatürk eleştiriden öte saldırılara maruz kaldı. Ortaya koyduğu eser tahrif edilirken, Atatürk’ün kişiliğine yönelik saldırılar arttı. Mustafa Kemal Atatürk’ü hepimiz eleştirelim, her insan, her lider gibi fakat linç edilmesine yönelik bir tepkidir bu. Onun aklını öne çıkaran, politika ve projelerini, uygulamalarını ön plana çıkaran bir tür savunma tarihçiliği bu. Bunu Atatürk de yapmıştı bir dönem. 1930’lu yıllardaki tarih araştırmaları da Batı’ya karşı bir tür savunmaydı. Şimdi de Atatürk’ün eserini ortaya net bir şekilde, bütün boyutlarıyla ortaya koyabilirsek, zaten savunmaya ihtiyacı kalmayacak.

ATATÜRK’Ü KANUNLA KORUMAK AYIP, KALDIRIN

Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun çıkarılması, her yere heykellerinin dikilmesi ve Atatürk kültü yaratma Menderes döneminde başladı. Menderes, İnönü’yü vurmak için Atatürk kültü yaratmak istedi, heykelleri dikildi, paralara resmi konuldu ölçüsüzce. Atatürk’ü Koruma Kanunu çıkarıldı. Bunlar Atatürk’ü heykele, rozete indirgeyen, içini boşaltan yüceltmeler. Atatürk’ü kanunla korumak ayıptır Türkiye gibi bir ülkede. Bugün Atatürk’ü eleştiri noktası aşılmış, hakaret, küfür noktasına gelinmiştir. Bu kanun gereksiz, zaten Atatürk’ü korumuyor.

KÖY İMAMININ İNANCI GİBİ DEĞİL AMA İNANÇLI BİRİ

Atatürk ve yakın tarih yazımında kara delikler çok. Resmi tarih diye adlandırılan şey biraz da budur. Bilinmez noktalar. boş bırakılan alanlar çok, mantıksal bağlantıları kuramıyoruz. Ben bu alanları doldurmaya çalışıyorum. Atatürk’le ilgili karanlık kalmış noktaları belgelerle ortaya çıkarmaya, ikincisi çarpıtmalara yanıt vermeye çalışıyorum. İki temel problem var Atatürk ile ilgili. Eserlerinin ve kendisinin çarpıtılması, onunla ilgili bilmediğimiz noktalar olması. Mesela din konusu. Uzun yıllar din konusu üzerinde çalıştım, hacimli bir kitap yazdım. Kamuoyunu çok şaşırttı bu kitap. Çünkü bu konu incelenmemiş. Kendim de şaşırdım. Atatürk’ün dinle de ilgili olduğunu, okuduğunu, araştırdığını, sorguladığını gördüm.  Din konusunda kaygısız değil, kendine özgü inancı var. Bu köy imamının inancı gibi bir inanç değil ama özel dünyasına, anı ve mektuplarına baktığınızda Allah ile arasında bir bağ olduğunu görüyorsunuz.

ATATÜRK’ÜN UZAY ÖNGÖRÜSÜ

Mesela bir uzay öngörüsü var. Havacılık projesi dışında, “İstiklar Göklerdedir” dışında bir şey daha diyor Atatürk. Eskişehir Hava Okulu’nda, 1936’da; ‘İnsanoğlu 2000 yılından önce aya gidecek, uzaya gidecek, oradan bize mesaj yollayacaktır. Aya gidecek Batılı ayaklar arasında en büyük isteğim bir de Türk ayaklarının olmasıdır” diyor. Muasır medeniyet derken ortaya koyduğu çıta çok yüksek. Çok şaşırtıcı gelmiştir çevresindeki insanlara. Türk ulusuna böyle bir hedef koyuyor. Atatürk’ün kafasındaki muasır medeniyetin içinde aya gitme bile var. Bunlar bu topluma anlatılmıyor ama aşkları meşkleri daha fazla ilgi çekiyor.

ÜÇÜNCÜ DÜNYA İÇİN KURTULUŞ REÇETESİ

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda, kuruluş felsefesinde Kemalist akıl, Akl-ı Kemal var. Atatürk’ün aklını doğru anlarsak, düşünme biçimini, ortaya koyduğu projeleri doğru anlarsak, bu akıl Türkiye’nin geleceğini şekillendirirken de işe yarayacak bir akıldır. Cumhuriyeti kuran akıl, vatanı kurtaran akıl, bizim geleceğimize de yön verebilir. Somut örnekler koyuyorum, Havacılık projesi, uzay öngörüsü, toprak reformu, ideal cumhuriyet köyü projesi, demokrasi projesi diyorum. Atatürk’ün projeleri 1946’dan itibaren yok edildi. Madem Türkiye’nin önünü yeniden açacak projeler arıyoruz. Bütün partilerin bu akıldan yararlanması, projeler üzerinde düşünmesi gerekiyor. Bunun bir reçete olduğuna inanıyorum.

AKILLI PROJELERİN SIRRI: BEYAZ ZAMBAKLAR

Kitapta Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni yoktan var ederken geliştirdiği akıllı projelerin en önemli ilham kaynaklarından biri olarak Grigoriy Petrov’un “Beyaz Zambaklar “Ülkesinde” adlı kitabı gösteriliyor. Petrov’un 1923’te kaleme aldığı kitapta dağlık, bataklık, yoksul, geri kalmış Finlandiya’nın “yaşam mimarları” adını verdiği okumuşların ve aydınların Snalman önderliğinde halkın içine girerek, halkla birlikte bıkıp usanmadan çalışması anlatılıyor.

GECENİN 2’SİNDE PARİS’TEN SİPARİŞ EDİLEN KİTAPLAR

*Elçilerimiz aracılığıyla yurtdışından onlarca kitap sipariş eden tek devlet adamı Atatürk’tür. 21 Temmuz 1935 gecesi saat 02’de özel kalem müdürüne, Paris Büyükelçisi’ne gönderilmek üzere bir kitap sipariş listesi yazdırır. Atatürk’ün gecenin 02’sinde Paris Büyükelçisi’nden bir an önce gönderilmesini istediği kitaplar, 18 farklı bilimsel alanda toplanmaktadır. Neredeyse bütün bilim dallarıyla ilgili kitapları istemiştir. Genel İktisat, Genel İstatistik-Genel Tarih, Siyasi Kuruluşlar Tarihi, Hukuka Giriş-Yeni ve Yakın Zamanlar Genel Tarihi, Sosyoloji ve Sosyal Ekonomi, İnsan Gelişimi-Coğrafya, Anayasa Hukuku, Antropoloji, İktisat Tarihi, Dinler Tarihi, Diplomasi Tarihi, Felsefe Tarihi, Bilimler Tarihi, Sanat Tarihi ve Yakın Zamanlar Edebiyatı…

AKLI KEMAL BÖYLE ŞEKİLLENDİ

*879 tarih kitabı okuyarak, Türk Tarih Tezi’ni geliştirmiş, 535 edebiyat, 397 dil-dilbilim kitabı
okuyarak Yazı ve Dil devrimlerini yapmış, 197 siyasal bilimler kitabı okuyarak saltanatı, hilafeti kaldırıp cumhuriyeti ilan etmiş, 195 güzel sanatlar kitabı okuyarak Musiki ve Sanat Devrimi’ni gerçekleştirmiş, 139 ekonomi kitabı okuyarak Karma Ekonomik Modeli ortaya atmış, 169 Hukuk kitabı okuyarak Medeni Kanunu kabul etmiş, 104 pozitif bilimler kitabı okuyarak Üniversite Reformu’nu yapmış, 75 sosyoloji kitabı okuyarak Halkevlerini kurmuş, 101 eğitim öğretim kitabı okuyarak Eğitim Devrimi’ni gerçekleştirmiştir. İşte Akl-ı Kemal böyle şekillenmiştir.

18 NUMARALI NOT DEFTERİ

Kitaptaki projeler, en kapsamlısı ve devrim niteliğindeki Çağdaş Türkiye Projesi ile başlıyor. “Bilinen adıyla Türk Devrimi, yazı, dil, takvim, giyim, sanat gibi üstün değerler alanını da demokratikleştiren bir devrimdir.” diyen yazar, Atatürk’ün gençliğinden itibaren bu projeyi düşünüp olgunlaştırdığını belirterek şu ilginç örneği veriyor:
“Atatürk’ün 1922 yılında, 18 numaralı not defterine yazdıkları, onun gelecekte nasıl bir Türkiye kurmayı planladığını göstermesi bakımından çok dikkat çekicidir. Atatürk’ün bu notları, Çağdaş Türkiye Projesi’nin son taslak çalışması gibidir. İşte o notlardan bir bölüm:
Sosyal bir toplumda şunlar olmalıdır: Ulusal bir gururun verdiği kararlılık ve kuvvet. Durağanlığa kızgınlık ve iğrenme (ilerlemeci olma). Kanaatkar oluş. Hayatın ucuzluğu, süslemenin ucuzu. Hayalci zevklere ilgisizlik. Uygar düşüncelerin, çağdaş ilerlemelerin, dine ve maneviyata etki etmeden hızla gelişmesi ve yayılması. Hükümetin gelişme gösterenlere yüreklendirici bir yol izlemesi. Ulemayı kiram siyasete karışmamalı, mebus da olmamalı…”

BALKAN SAVAŞI İÇİN GECİKMİŞ PROJE; RUMELİ SAVUNMA HATTI

*Atatürk’ün temel askeri stratejilerinden biri savunmadır. Atatürk, Trablusgarp, Çanakkale ve Sakarya’da “savunma savaşları” yaparak zafere ulaşmıştır. Atatürk’ün savaş stratejisine göre en iyi savunma “hücumdur.” Atatürk, “Balkan Savaşı çıktığı zaman ben Trablusgarp’taydım. Eğer ben o sırada orada bulunmayıp da Rumeli’nin herhangi bir noktasında bulunsaydım, o Balkan felaketi olmazdı. Çünkü, Selanik Kolordusu’nda bulunurken küçük Balkan devletlerinin birleşerek ortak bir saldırı yapma olasılığını düşünüyorduk. Ben böyle bir olasılığa karşı uygulanacak ve izlenecek bir savunma planı üzerinde çalışmıştım.” der. Şevket Süreyya Aydemir, “Tek Adam” adlı kitabında Atatürk’ün Rumeli Savunma Planı’ndan “Büzülme stratejisi” adıyla detaylı söz eder.

ORDU İLE SİYASETİ AYIRMA PROJESİ

*Diyordu ki: ‘Ordu mutlaka ve bir an önce politikadan çekilmelidir. Yoksa bir güç olma özelliğini yitirecektir. Buysa ülke için bir yıkım olacaktır!’ Ordu ve siyasetin birlikteliğinden rahatsız olan Atatürk, 22 Eylül 1909’da toplanan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin 2. Büyük Kongresi’nde Trablusgarp delegesi olarak yaptığı konuşmada özetle şunları söylemiştir:
“Ordu mensupları cemiyet içinde kaldıkça hem parti kuramayacağız hem de ordumuz olmayacaktır. Mensuplarının pek çoğu cemiyet üyesi olan III. Ordu, günün manasıyla modern
bir ordu sayılamaz. Orduya dayanan cemiyet de millet bünyesinde kök salamamaktadır. Bunun için bir an evvel cemiyetin muhtaç olduğu zabitleri veyahut cemiyette kalmak isteyen ordu mensuplarını, istifa suretiyle ordudan çıkaralım. Bundan sonra zabitlerin ve ordu mensuplarının herhangi siyasi bir cemiyete girmelerine mani olmak için kanuni hükümler koyalım.” Atatürk, Ordu ile Siyaseti Ayırma Projesi’nin son adımını 1924 yılında atmıştır.
Aralık 1923’te çıkarılan bir yasayla milletvekili olmak isteyenlerin askerlik görevlerinden istifa etmeleri istenmiştir.

SPOR VE BEDEN EĞİTİMİ PROJESİ

*Bir iddia; Atatürk’ün Spor ve Beden Eğitimi Raporu 1914’te kurulan Osmanlı Güç Dernekleri 1916’da Osmanlı Genç Dernekleri adıyla yeniden teşkilatlanmıştır. 12 Mayıs 1916 tarihinden itibaren “İdman Şenlikleri” düzenlemeye başlayan bu Genç Dernekleri’nin –bir iddiaya göre– 1916’daki Genel Müfettişi Atatürk’tür. Genç Derneklerinin resmi marşı Dağ Başını Duman Almış Marşı Atatürk tarafından önce Kurtuluş Savaşı sırasında bizzat söylenmiş, sonra da genç Cumhuriyet’in sembol marşlarından biri olarak söylenegelmiştir. Türk tarihinde ilk kez Cumhuriyet döneminde, gerçek anlamda bir “spor politikası” oluşturulmuştur. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur,” diyerek sporu ve beden eğitimini özendiren Atatürk, Cumhuriyet’in okullarında “beden eğitimi” dersinin “zorunlu ders” olarak okutulmasını sağlamıştır. Kasım 1938’de Fransa’da yayımlanan L’Auto dergisi Atatürk’ü, “Dünyada ilk defa beden eğitimini zorunlu kılan devlet adamı” olarak tanıtmıştır.

YEŞİL CENNET PROJESİ VE DÜNYANIN İLK BİYOYAKITI

*Atatürk’ün ortaöğretimde ders kitabı olarak okutmak için hazırlattığı “Tarih IV” adlı ders kitabında “Ormancılık” başlığı altında Atatürk’ün Yeşil Cennet Projesi’nden şöyle söz eder: “Cumhuriyet, ‘Yeşil Türkiye’ aşkını ve ülküsünü yeniden uyandırmıştır. Vilayetler, belediyeler, mektepler, her yıl yollara, parklara, şehir yakınlarına fidan dikmek için ‘ağaç bayramları’ düzenlemeyi gelenek edinmişlerdir. Atatürk, “Burada bir çiftlik kuracağım. Bu çiftlikte hayvanlar yetiştireceğim. Bir küçük ormanın kenarında tarım endüstrimize ait bacalar tütecek” diyerek Ankara’da bir orman çiftliği kurmuştur. Atatürk Orman Çiftliği’nin dünya çapında çevreci bir proje olmasının tek nedeni, proje kapsamında yeşili en az, en kurak bölgelerin insan eliyle çok başarılı bir şekilde yeşillendirilmesi değildir; bu durumun bilinmeyen nedeni günümüzün dünyasında önemi her geçen gün biraz daha artan çevreci biyoyakıtın, 76 yıl önce ilk kez Atatürk’ün talimatıyla burada üretilerek kullanılmış olmasıdır.

İDEAL CUMHURİYET KÖYÜ PROJESİ

*Atatürk’ün İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi’nin amacı “çağdaş” ve “çevreci” bir köy yaratmaktır. İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi, daire yerleşim planına sahiptir. Daire planın tam merkezindeki küçük dairenin etrafına, gittikçe genişleyen dört daire eklenmiştir. Plan bu yönüyle, ilk bakışta bir “dart tahtasını” andırmaktadır. Merkezden çevreye doğru helezonik biçimde gittikçe genişleyen 4 parçalı köy planı, merkezden dışa doğru 6 yolla bölünmüştür. Aslı TTK’da saklanan “İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi”nde okul, cami, köy konağı, sağlık ocağı, otel, han, çocuk bahçesi ve fabrika dahil toplam 43 yapı bulunmaktadır. Plana göre köyün orta yerine yapılacak anıtın etrafında sosyal tesisler, terzi, bakkal, berber vs. yer alacaktır.

HAYVAN MEZARLIĞI BİLE VAR

*Atatürk’ün İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi’nin en dikkat çeken yönü projedeki “hayvan mezarlığı”dır. Dünyada hangi şehir planlamacısı, hangi mimar veya mühendis planladığı köyde ya da şehirde hayvan mezarlığına yer verir ki? Bugünün çağdaş kentlerinin bile kaçında planlı hayvan mezarlığı vardır ki? Yapılar ve alanlar şunlardır: Okul ve Tatbikat Bahçesi, Öğretmenevi, Halkodası (CHP Kurağı), Köy Konağı, Konuk Odası, Okuma Odası, Konferans Salonu, Otel-Han, Çocuk Bahçesi, Köy Parkı, Telefon Santrali ve Köy Söndürgesi, Radyolu Köy Gazinosu, Ebe ve Sağlık Kurucusu, Tarımbaşı, Hayvan Sağlık Kurucusu, Sosyal Kurumlar, Ziraat ve Et İşleri Müzesi, Gençler Kulübü, Hamam, Etüv Makinesi (Buğu s.), Köy Yunak Yeri, Cami, Revir, Kooperatifler, Köy Dükkânları, Spor Alanı, Damızlık Tavuk, Tavşan ve Arı İstasyonları, Damızlık Ahır (Aygır, Boğa), Mandıra, Değirmenler, Fabrika, Asri Mezarlık, Hayvan Mezarlığı, Kireç, Taş, Tuğla ve Kiremit Ocakları, Yonca ve Hayvan Pancar Tarlası, Koruluk, Köy Gübreliği, Fenni Ağıl, Pazar Yeri ve Köy Zahire Locası, Aşım Durağı, Panayır Yeri, Selektör Binası…

TÜRK RÖNESANSININ İKİ FİGÜRÜ; HALKEVLERİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ

*Atatürk’ün toplumsal aydınlanma projelerinin başında Halkevleri gelmektedir. Halkevleriyle köyden kente bütün bir toplumun eksiksiz bir şekilde aydınlatılması amaçlanmıştır. Türk Rönesansı’nı başlatacak olan Halkevleri, 19 Şubat 1932’de, Ankara’da törenle açılmıştır. Her kentte ve kasabada kurulması hedeflenen Halkevlerinden bu hedef doğrultusunda 1931-1951 tarihleri arasında toplam 478 tane inşa edilmiştir. Halkevleri kısa sürede tüm ülkeye yayılmıştır. Halkevlerinde 1663 toplantı yapılmış, bu toplantılara 500.529 kişi katılmıştır. Ayrıca 915 konferans, 373 konser, 515 temsil verilmiş, bu etkinlikleri toplam 478.837 kişi izlemiştir. Halkevi kitaplıklarındaki toplam kitap sayısı 60.000’i aşmıştır. Atatürk’ün İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi’nin bir yansıması da Köy Enstitüleridir.  Faaliyet alanı Güzel Sanatlar, Yapıcılık, Maden İşleri, Hayvan Bakımı, Kümes Hayvancılığı, Tarla ve Bahçe Ziraatı, Zirai İşletme Ekonomisi, Köy ve El Sanatları Kolları olan, sayıları 21 olan Köy Enstitülerindeki kitap sayısı ise 100.000’i bulmuştur.

İNSANLIK GÖLÜ PROJESİ (GAP)

*Genç Cumhuriyet, 1923-1938 yılları arasında 246.431 aileye toplam 9.983.750 dekar toprak dağıtmıştır. 1940-1944 yılları arasında ise 619 köyde 53.000 aileye 875.000 dekar toprak
verilmiştir. Demiryolu’nun Diyarbakır’a ulaşması, asırlardır merkezden bağlantısı kopmuş Doğu’nun yeniden merkeze bağlanmasını, Doğu halkının çok daha rahat bir şekilde ve çok daha kısa bir zamanda Batı’ya gidip gelebilmesini sağlamış, böylece Doğu’nun medeniyete
açılması yolunda çok büyük bir adım atılmıştır. İnsanlık Gölü (GAP) Projesi Atatürk’ün Doğu ve Güneydoğu Projesi’nin en önemli ayağı, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin de en büyük projesi olan GAP’tır. GAP’ın temellerini Atatürk atmıştır.

UÇAN KAĞNININ SIRRI

*1932’de Selahattin Alan, kendi yaptığı MMV-I (Milli Müdafaa Vekaleti) adlı uçağın gövdesine, bir kağnı figürü koymuş, böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin onuncu yılında geldiği noktayı çok çarpıcı ve etkili bir sembolik anlatımla gözler önüne sermiştir. Genç Cumhuriyet’in genç uçak mühendislerinden biri, ürettiği bir uçağa dünyada ilk kez bir kağnı amblemi çizerek kağnıyı göklere çıkarıp uçurmayı başarmıştır! Gerçek şu ki, “Şu Çılgın Türkler” kağnıyı bile uçurmuştur! Önce kağnıyla kamyonu geçmek, sonra kağnıyı gökyüzüne çıkarmak… İşte Cumhuriyet mucizesi budur.

VENEZUELA’DA ATATÜRK MODELİ FABRİKA

*Genç Cumhuriyet’in en önemli projelerinden biri de Sosyal Fabrika Projesi’dir.  Atatürk’ün kurup işlettiği fabrikalar şunlardır: Ankara Orman Çiftliği’nde bira fabrikası, süt fabrikası, malt fabrikası, buz fabrikası, soda ve gazoz fabrikası, iki yoğurt imalathanesi, şarap imalathanesi, iki taşlı elektrikli değirmen, iki peynir imalathanesi, deri fabrikası, ziraat aletleri ve demir fabrikası ile İstanbul’da bir çelik fabrikası. Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın özellikleri şaşırtıcıdır: Balolar, danslar ve partiler, 700 kişilik sinema ve tiyatro salonu, Radyo, Halkevi, müzik grubu, hamam, ressamlar, spor kulüpleri, hastane, okul, kreş, halka bedava basma, işçi ve memura biriktirme sandıkları, kooperatif ve fırın, lojman ve özel tren, mekanik odası, fizik laboratuvarı ve atölye, elektrik santrali..,
*Gazeteci-yazar Banu Avar, 2000’lerin sonunda Venezuela’da karşılaştığı bir olayı şöyle anlatmıştır: “Şehri göreceğimiz tepeye doğru tırmanırken, Kemal Atatürk tabelasını geçince şaşırdım ki, tepeye geldik. Genç kız rehber heyecanla ‘Şu fabrikayı görüyor musun? Yanında nikâh salonu, şu sağlık ocağı, şu okul onun arkasındaki de bizim ev.’ ‘Eeee,’ dememe kalmadı rehber, ‘Biz buna ATATÜRK modeli diyoruz,’ diye yapıştırdı.”

UÇAK SANAYİ VE UZAY SANAYİ PROJELERİ

*Atatürk 1930’larda, gelecekte insanoğlunun aya ayak basacağından emindir. O, bu çarpıcı öngörüsü doğrultusunda, “Kanatlı bir gençlik memleketin geleceği bakımından en büyük
güvencedir. Bir gün Batılı ayaklar Ay’da ayaklarının izlerini bırakacaklarsa, bunların arasında bir de Türk’ün bulunması için şimdiden çalışmalara girişmek, aşamalar kaydetmek gerekir” diyerek günümüzden 80 yıl önce gelecekte bir gün Batılıların Ay’a ayak basacaklarını ön görerek, Ay’a ayak basacak bu Batılı ayaklar arasında Türklerin de olmasını istemiş ve bunun için gereken çalışmaları başlatmıştır. Bu nedenle Atatürk’ün sadece bir “Uçak Sanayi Projesi” değil, bununla birlikte aslında bir de “Uzay Sanayi Projesi” vardır. Hiç dile getirilmemesine karşın Atatürk’ün Türk ulusuna hedef gösterdiği “muasır/çağdaş medeniyet” kavramı içinde “Türklerin aya ayak basması” bile vardır. Kayseri Uçak Fabrikası’nda Türkiye, Almanya-Amerika-Polonya ortaklığıyla 1926-1938 arasında toplam 176 uçak üretilmiştir.

YARASA UÇAK (UÇAN KANAT) PROJESİ AMERİKA’DAN 53 YIL ÖNCE

*1947’de THK Uçak Fabrikası’nda Yüksek Mühendis Yavuz Kansu ve ekibi dünya çapında ses getirecek “uçan kanat” projesinin tasarımına başlamıştır. Fabrikanın 13. projesi olduğu
için “THK- 13” adı verilen “uçan kanat”, önce planör olarak üretilmiş, daha sonra pervaneli ve jet motorlu uçak olarak üretilmesi planlanmıştır. Ancak THK-13 planörü uçurulamamıştır. Planör ilk birkaç denemede yere çakılmıştır. Yapılan incelemelerde, kanat içinde unutulan bir mengenenin kalkış sırasında yerinden çıkarak kumanda sisteminin çalışmasını engellediği ortaya çıkmıştır. İkinci uçan kanat, ilk uçuşunu Ağustos 1949’da yapmıştır. Ancak, maalesef bu uçuş da başarısız olmuştur. Paris Havacılık Fuarı’nda sergilenen ve yurtdışında çok büyük bir ilgi gören “THK-13” projesi, anlaşılmayan bir şekilde iptal edilmiştir.

ANKARA RÜZGAR TÜNELİ (ART)

*Uçakların tasarım ve test çalışmaları için rüzgar tünellerine ihtiyaç vardır. Ankara Rüzgâr Tüneli, 1940’lı yılların Türkiyesi’nde Atatürk’ün “uzay vasiyetinin” önünü açacak en önemli yatırımdır 1947 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ankara Rüzgâr Tüneli (ART) binasının yapımına başlanmış, 1949 yılında motor aksamları monte edilmiş ve 1950 yılında kısmen işler duruma getirilmiştir.

PROJELER

Kitaptaki Akl-ı Kemal projeleri şöyle sıralanıyor: Çağdaş Türkiye Projesi, Türk Ulus Devleti (Millet) Projesi, Rumeli Savunma Hattı Projesi, Ordu ve Siyaseti Ayırma Projesi, Spor ve Beden Eğitimi Projesi, Anadolu’nun İşgalini Önleme Projesi (İskenderun-Adana Savunma Planı), Anadolu’ya Gizli Geçiş Planı, Örnek Çiftlikler (Yeşil Cennet) Projesi, İdeal Cumhuriyet Projesi, Halkevleri Projesi, Güneydoğu Anadolu (GAP) Projesi, Demokrasi Projesi, Kemalist Ekonomi Modeli (KEM), Sosyal Fabrika Projesi, Demirağ (Demiryolu) Projesi, Uzay Sanayi Projesi (Havacılık ve Uzay Öngörüsü, Dinde Öze Dönüş Projesi, Tarih ve Dil Tezleri Projesi..

 

Hürriyet, 19 Mayıs 2013

 

Motorcular.com

mini2017kontrol0001881